-- HT -- HAKAN TOPUZOĞLU KİŞİSEL SİTESİ
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKET SİTENE EKLE İLETİŞİM DANIŞMANLIK

HABER ARA


Gelişmiş Arama

EN ÇOK OKUNANLAR

SON YORUMLANANLAR

    Kurumsal

     
     
     

    F Klâvyene Sahip Çık

    O'nun da Hayalleri Vardı!

    Tarih 04 Eylül 2010, 14:05 Editör Hakan Topuzoğlu

    İlkokula gideceği zaman annesi ve babası çok heyecanlıydı. Sadece annesi babası değil, tüm aile yakınları o günü iple çekmişlerdi. Yalnız bırakmamışlardı, ilk gününde.

    Üzerinde siyah önlüğü (o günlerde önlükler henüz mavi olmamıştı) ile beyaz yakasına bakıp duruyordu. Hayatında ilk defa bu kıyafeti giyiyordu, çok heyecanlıydı. Altında yünlü kazak da olsa, bir hırka da olsa herkesin kıyafeti aynıydı. Bu da, okula geldiğimizde hepimiz eşitiz anlamına geliyordu.

    İlkokul çok heyecanlı geçiyordu. Her gün yeni bilgiler ediniyordu. Yeni dostluklar kuruyordu. 5. sınıfta Anadolu Liseleri Sınavı’na girecekti, 1 yıl öncesinden sınava hazırlandığı için arkadaşlarına göre daha avantajlı durumdaydı. Sınıfta sadece 3 kişi sınavı kazanmıştı. Çok mutluydu.. O bir Anadolu Liseliydi…

    Anadolu Lisesi’nin ilk sınıfı hazırlık sınıfıydı. İngilizce öğrenmeye başlamıştı. Yeni bir dil öğrenmek onun için çok keyifliydi. Boş zamanlarda turistlerle konuşarak İngilizcesini geliştirmeye çalışıyordu. Bir yandan da sürekli kitaplar okuyordu. Hafta sonları ise okulun kursuna gidiyordu, temeli sağlam olsun diye. Gerçekten de çok güzel bir temele sahip  olmuştu. Şakır şakır denilecek kadar iyi İngilizcesi vardı. Öğretmenleri O’nunla gurur duyuyorlardı. Aynı başarısını lisede de sürdürdü. Her yıl teşekkür ve takdir alıyordu.

    Ortaokul 3. sınıfa geldiğinde kabuğuna sığmamaya başlamıştı. Bir okul gazetesi yayınlamaya karar vermiş, evde annesi – babası tarafından okulu ihmal edeceği söylenilerek vazgeçirilmeye çalışılmıştı. Aynı zamanda bu da yetmez gibi okul kooperatifiyle de ilgileniyordu. Yoğun çalışmayı, yeni bilgilere sahip olmayı çok seviyordu.

    Bu yoğunluğa rağmen ilk yıl olmasa da, ikinci yıl istediği üniversiteyi kazanmış artık üniversiteli olmuştu. Üniversitede okurken de çalışmaya devam ediyordu. Amacı, kimseye yük olmadan kendi imkanlarıyla bir yandan okumak, bir yandan da kendini geliştirmeye devam etmekti. Öğrencilik hayatı içerisinde çalıştığı yerlerden parasını alamayınca hem okulu ihmal etmiş, hem sağlık sorunlarıyla karşı karşıya kalmıştı. Ama buna rağmen pes etmeden koşturmaya, mücadeleye, çalışmaya devam ediyordu.

    Fakat, zamanla gördü ki, bir koltuga 2 karpuz sığmıyor. Ben sığdırırım, başarırım diye inanırken zamanla bu inancını da kaybetmiş ama bir süre sonra yapacağı hiçbirşey kalmamıştı. Yıllar geçmiş, alttan dersler yığılmıştı. Artık çaresiz bir şekilde okulu bırakmış, zaten süre aşımından okul da O’nu bırakmıştı. Hayaller bir kenarda kalmıştı, 11. olarak kazandığı okuldan sonuncu olarak bile mezun olamamıştı.

    Bu arada evlenmiş, çocuğu doğmuş, işini kurmuştu. Üzerindeki yük daha da artmasına rağmen çıkan ilk afta çalışarak girdiği birçok sınavı geçmiş, ancak bir öğretim görevlisinin “49 bile alsanız geçirmeyeceğim, af sınavı diye kolay soracağımı da sanmayın, hatta daha da zor soracağım. Hem sizin okula ihtiyacınız yok ki, işinizi kurmuşsunuz, evlenmiş barklanmışsınız” sözüyle iyice morali bozulmuştu.

    Sonuçta derslerin büyük bölümünü geçmesine rağmen yeterli olmadığı için bu af da O’nu diploma sahibi yapmamıştı. Ve ani bir kararla askere gidip gelmiş, askerde de “üniversite terk” olduğu için bazı komutanları tarafından dışlanmaya çalışmış, bazıları ise destek olmuştu. Öyle ya da böyle hayat devam ediyordu, askerlik de sorunsuz bir şekilde bitmişti. Ancak, üniversite sınavında çok çok gerilerde bıraktığı birçok insan mezun statüsünde askere geldiği için el üstünde tutuluyor, bu da üniversiteyi hayat şartları nedeniyle bitiremeyen birçok kişi tarafından üzücü olarak değerlendiriyordu. İşin en üzücü yanı da, 15 ay boyunca hasret çekmek gelmişti.. Ama içinden de kendi kendine kızıyordu. Sen buna müstahaksın diyordu kendi kendine.. Ne hakkın vardı seni sevenleri üzmeye, hele hele küçücük yavrunu aylarca yalnız bırakmaya.. Ama iş işten geçmişti artık, geçen zaman geri gelmeyecekti.

    Askerdeyken çıkabilecek bir af umut olmuştu her zaman. Adam öldürenlere af çıkmıştı, hapistekiler dışarı bırakılmıştı ama hayat şartları nedeniyle okulunu bitiremeyen ve bitirmek isteyenlere af çıkmıyordu bir türlü. Hükümet seçim yatırımı olmasın diye af çıkaramıyordu. Ne kötü değil mi, birileri laf etmesin diye başka birileri sıkıntı çekiyordu.

    Sadece çalıştığı için ya da iş hayatındaki sorunlar nedeniyle okulu bırakmak zorunda kalanlar yoktu. Aynı zamanda maddi imkansızlar sebebiyle, harç parası yatıramayanlar da vardı, af bekleyen. Daha birçok nedenden okulu bırakmak zorunda kalmıştı birçok kişi..

    Bu konuyla ilgili olarak hazırlanmış olan http://www.af2007.com adresinde de çok ilginç örnekler yer alıyordu.

    Feray adlı bir öğrencinin, ““Harç paramı ağlayarak taşınmak zorunda olduğumuz evimizden çıkan eşyalar sokakta kalmasın diye depoya yatırdım çok zoruma gidiyor” ifadesi ana sayfaya taşınmıştı. Feray’ın yaşadıklarını http://www.af2007.com adresinden okumanızı tavsiye ederim. Gerçekten de çok anlamlı, ailesi için fedakarlık yaparken okulundan olan bir öğrencinin yaşadıkları umarım Meclis Komisyonunda görev yapan milletvekillerinin harekete geçmesi için yeterli değeri taşır.

    Hürriyet Gazetesi’nde ise Kahramanmaraş Milletvekili Durdu ÖZBOLAT’ın da 2 kez üniversiteden ayrıldığı haberini okuyor ve anlıyoruz ki, hayat şartları, idealler ve yaşananlar bazen hayatı ertelemeyi gerektirmiş oluyor. Ancak; bu erteleme insanlara yeni bir hak verilmemesi gerektiği anlamına gelmez. Dünya’nın her yerinde, birinci amaç insan kazanmaktır, kaybetmek değildir. Çünkü; kaybetmek kolay olandır, oysa biz zoru tercih ederek, ülkemizi kalkındırabiliriz ancak.

    AF2007 Eğitim Hakkı İletişim Platformu çalışmalarını takdirle takip ettiğimi belirtir, tüm milletvekillerimizi bu konuda duyarlı olmaya davet ettiğimi ifade ederim.

    Saygılarımla…

    2 Kasım 2007 - www.acikgazete.com

    Bu haber 1296 defa okunmuştur.

    Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

    Eğitim Yazıları

    Kurs Merkezlerine Altın Öneriler

    Kurs Merkezlerine Altın Öneriler Verim=Yapılan İş/Birim Zaman formülü gereğince, bilgi ve birikim israfına kaçmamaya dikkat etmeli, yapacağımız işle...

    Eğitim Üzerine Düşünceler

    Eğitim Üzerine Düşünceler Hakan Topuzoğlu, 'bugüne kadar her şeyimin eleştirildiği yetmezmiş gibi şimdi de eğitim tarzım eleştiriliyor...

    Destek


    HAVA DURUMU

    Detaylı bilgi için resmin üzerine tıklayın.

    Dost Siteler

     

     
     

    Reklam Alanı



    RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

    Altyapı: MyDesign Haber Sistemi